Tuesday

Wednesday

I. Justinian, Doğu Roma İmparatorluğu'nun en başarılı hükümdarıydı.

Eşi Teodora ilk feministlerden eski bir sirk dansçısıydı. I. Justinian, zamanın hukukçularını bir araya toplayarakmodern hukukun kuruculuğunu yapan kişidir. 1500 yıl önce hükümdarlığını sürdürürken; İstanbul'da Ayasofya, Aya İrini Kilisesi ve Yerbatan Sarnıcı'nı yaptırmıştır. Sonraları şu anda otellerimizin yer aldığı Okurcalar Bölgesi'nde Justinianopolis adındaki kenti kurmuştur. Adını yaşatmak için otellerimizin ismi "JUSTINIANO" olarak adlandırılmıştır.

İMPARATOR JUSTINIAN M.S. 482-565
İMPARATORİÇE TEODORA M.S. 508-548 (alıntı)

Friday



Mukarnas Resort & Spa Hotel

Aqua Plaza Otel

Botanik Hotel

Delphine Deluxe Hotel

Cypsophila Otel

Galeri Hotel

Celes Beach Hotel

Meryan Hotel

Holiday Garden Resort Otel

Club Sidera Otel

Stella Beach Hotel

Holiday Park Resort Otel

Riva Delta Hotel

Club Justiniano Park Conti Hotel

Grand Paradise Hotel

Club Karaburun Hotel

Gardenia Beach Hotel

Lycus Beach Hotel


Polat Alara Otel

Saphir Resort Otel

Arycanda Deluxe Hotel


Picasso Deluxe Hotel

Club-n Hotel

Club Justiniano Hotel

Water Planet Hotel

Akdeniz Mistral Hotel

2008 Alara Beach Volleyball Turnuvası



Alara Turizm Merkezi'nde bulunan Justiniano Club Park Conti, 2008 Alara Beach Volleyball Turnuvası'na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Her yıl geleneksel olarak Alara Otelciler Birliği (ALTUYAB) tarafından organize edilen turnuva bu yıl 23-24 Temmuz tarihlerinde yapılacak. Turnuvaya bölgede bulunan otellerde tatil yapan turistler katılacaklar. Club Park Conti Otel'in kumsalında yapılacak olan karşılaşmalarda dereceye girenlere çeşitli ödüller verilecek. Konu hakkında bilgi veren ALTUYAB Yönetim Kurulu Üyesi ve Club Park Conti Otel Genel Müdürü Erdal Çelik, "Bölgemiz Alara’nın var olan mevcut iyi durumunun, sosyalleşerek daha da iyi hale gelmesi için dernek ve bölge otelcileri olarak bu ve buna benzer çalışmalar yapıyoruz" dedi.

Wednesday

Okurcalar Kasabası


Okurcalar kasabası Alanya'ya 30 Antalya' 110 kilometre mesafede, Akdeniz'e nazır bir yerleşim birimidir. Yaklaşık olarak 10 bin nüfüsa sahip kasabanın nüfüsü yaz aylarında 20 binin üzerine çıkmaktadır.
1990'lara kadar halkın yegane geçim kaynağı narenciye, muz yetiştiriciliği ve seracılık iken günümüzde bu turizm yönüne doğru büyük bir yönelme göstrmiştir.

Alarahan


Alarahan, Alara Kalesi'ne 800 metre uzakta bir düzlükte ve Alara Çayı kıyısındadır. Tümüyle kesme iri taşlarla 2 bin metrekare üzerine kervansaray olarak inşa edilmiştir. 1231 yılında yapılan han birkaç yıl önce onarılmış ve bugün restoran ve alışveriş merkezi olarak kullanılmaktadır. Kervansarayın nöbetçi kulübesi günümüzde de özelliğini korumaktadır. Kervansarayın ikinci kapısı, yolcuların kalacağı mekanlara açılır. Uzun bir koridorun iki yanında odacıklar bulunur. Kervansarayın içinde çeşme, mescit ve hamam vardır. Yapının onarımı sırasında ortaya çıkan taş ustaların imzaları da dikkat çekicidir. I. Alaeddin Keykubad, Alanya'daki kitabelerde kendisini "Kara ve iki denizin sultanı, Arap ve Acem ülkesinin sahibi" olarak nitelerken, Alarahan'daki kitabesinde "Rum, Şam, Ermeni ve Frenk memleketlerinin fatihi" unvanını da almıştır.
Alarahan'a giriş ücretlidir. Handaki restoranın yanı sıra Alara Çayı'nın kenarındaki küçük kır lokantalarında da yemek yenilebilir ve servis yapılıncaya kadar çayda yüzülebilir.

Alara Kalesi


Alara Han'ın 800 m. kadar kuzeyinde Alara Çayı'nın yatağı üzerinde dimdik yükselen bir dağda kurulu ilginç bir kaledir. İlk kez ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. 1231 Yılında Selçuklu'lar tarafından alınan kale onarılmış ve Osmanlı Devrinde bile uzun süre kullanılmıştır. Kalenin Bizanslı imparatoru Selçuklu devletinin Alanya Kalesini fethettiğini duymuş ve Selçukluların kaleyi istediğini duyunca kaleyi zorluk çıkarmadan teslim etmişdir. "Alara Kalesinden daha güçlü olan Alanya Kalesini alan Selçuklu Devleti Alara Kalesini de alır" diyerek canının bağışlanması karşılığında kaleyi teslim etmiştir. Kale Alaattin Keykubat tarafından fethedilmiştir.

Dağın tepesine kurulu olan kaleye çıkmak için kullanılan bir tünel bulunmaktadır. Günümüzde harap halde bulunan bu yapıya gereken ilgi gösterilmemektedir. Eğer kaleye gidip de çıkmayı düşünürseniz yanınıza bir el feneri almayı unutmayın!!!

ALARA ÇAYI

Manavgat-Alanya ilçeleri arasında Akdeniz'e dökülen 62 km. uzunlukta, hızlı akan bir çaydır. Kaynağını Orta Toroslar'ın 2.647 rakımlı Akdağ ve Kuşak dağlarından alır; beraberinde getirdiği topraklardan oluşmuş çakıllı bir alanda denize karışır. Eskiden bu çayın üzerinde çok sayıda su değirmeni bulunuyordu.
Alara çayı sıradan bir çay değildir. Onun kıyısından asırlar boyunca pek çok tüccar, gezgin gelip geçmiş. Selçuklular döneminde, iki önemli kent olan Konya ile Alaiye’ye bağlayan ticaret yolu Alara çayını izleyerek Akdeniz’e inmiş. Alarahan Kervansarayı bu ticaret yolunun son konaklama yerlerinden biri olarak hizmet etmiş.
Günümüzde çay kenarında özellikle Alarahan'ın bulunduğu bölgede birçok balık lokantaları bulunmaktadır. Ayrıca bu bölgelerde çayda yüzmekte mümkündür. Çay bölgenin tarımsal açıdan da büyük bir su kaynağı oluşturmaktadır. Çay üzerinde iki tane sulama kanalı bulunmaktadır.

KARABURUN

Denize doğru yaklaşık bir kilometrelik bir girintiden oluşan burun Karaburun ismini almıştır. Aynı zamanda burunun olduğu bölge de Karaburun olarak isimlendirilir. Burunun batı tarafından denizden içe doğru güzel bir koy bulunmaktadır. Güzel bir sahile sahip olan koyda karadan yaklaşık 300 metre içeride bir ada bulunmaktadır. Burada günlük yat turları, su sporları, dalış faliyetleri gibi birçok turistik aktiviteler yapılmaktadır. Bu koy tarihte bir çok denizci topluluğa ev sahipliği yapmıştır. Sahilde kendi haline terk edilmiş bir çok tarihi harabe bulunmaktadır. En yapılan bir otel inşaatında sahilde bir antik kent ortaya çıkarılmıştır.

Gezebileceğiniz Tarihi Yerler-1

ALANYA KALESİ

Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan Alanya Kalesi, denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerindedir... Kandeleri adıyla da bilinen Alanya yarımadasındaki yerleşim, Helenistik döneme kadar inmekle birlikte günümüze kalan tarihi dokusu 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. Kale, 1221 yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Kalenin 83 kulesi ve 140 burcu vardır. Ortaçağda surların içine yerleşmiş kentin su gereksinimi sağlamak üzere 400’e yakın sarnıç yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde de kullanılmaktadır. Surlar, planlı bir şekilde Ehmedek, İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda burnu üstü, Arap Evliyası Burcu ve Esat Burcu’nu inerek Tophane ve Tersane’yi geçip Kızılkule’de son bulacak şekilde inşa edilmiştir. Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak değerlendirilen içkale bulunmaktadır. Sultan Alaaddin Keykubat sarayını burada yaptırmıştır... Kalede yerleşim günümüzde de sürmektedir. Ahşap ve kagir tarihi evlerin önünde tahta tezgahlarda ipek ve pamuklu dokuma yapılmakta, değişik figürlerde su kabakları boyanmakta, küçük bahçelerde otantik yemek servisi verilmektedir. Ayrıca kaleye çıkan yol üzerinde ve limana egemen yamaçlarında restoran ve kafeteryalar vardır. Kale taşıt trafiğine açıktır. Yürüyerek ise yaklaşık 1 saatte çıkılabilir.

Gezebileceğiniz Tarihi Yerler-2

TERSANE

Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kenti almasından altı yıl sonra Kızılkule’nin yakınında 1227’de yapımına başlanmış ve bir yılda bitirilmiştir. Kemerli beş gözden oluşan tersanenin denize bakan cephesi 56.5 metre, derinliği 44 metredir. Tersane için seçilen yer, gün ışığından en fazla yararlanılacak şekilde planlanmıştır. Tersanenin giriş kapısındaki yazıt, Sultan Keykubat’ın armasını taşır ve rozetlerle süslüdür. Alanya Tersanesi, Selçukluların Akdeniz’deki ilk tersanesidir. Daha önce Karadeniz’de Sinop Tersanesini yaptıran Alaaddin Keykubat, Alanya Tersanesi ile “iki denizin sultanı” unvanını almıştır. Tersanenin bir yanında mescit öteki yanında muhafız odası bulunur. Gözlerden birinde de zaman içinde körlenmiş bir kuyu vardır. Denizden teknelerle ya da Kızılkule’nin yanındaki surlardan yürüyerek ulaşılan Tersane’ye giriş ücretsizdir.

Gezebileceğiniz Tarihi Yerler-3

KIZILKULE

Limandadır. Kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. 1226 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından Sinop Kalesi’ni yapan Halepli yapı ustası Ebu Ali Reha el Kettani’ye yaptırılmıştır. İnşaat sırasında belli bir yükseklikten sonra taş blokları kaldırmak güç olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla yapılmış ve bu nedenle Kızılkule adını almıştır. Kule duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar görülmektedir. Sekizgen planlı ve her bir duvarı 12.5 metre genişliğinde olan kulenin yüksekliği 33 metre, çapı 29 metredir. İçinde zemin dahil beş kat vardır. Kulenin üstüne yüksek aralıklı ve 85 basamaklı taş merdivenle çıkılır. Kulenin tepeden aldığı güneş ışığı birinci kata kadar ulaşır. Kulenin ortasında bir sarnıç bulunur. Kule denizden gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak amacıyla yapılmış ve yüzyıllar boyunca askeri amaçla kullanılmıştır. 1950’li yıllarda onarılan kule 1979 yılında ziyarete açılarak birinci katı Etnoğrafya Müzesi’ne dönüştürülmüştür.

Gezebileceğiniz Tarihi Yerler-4

ALARAHAN

Alara Kalesi’ne 800 metre uzakta bir düzlükte ve Alara Çayı kıyısındadır. Tümüyle kesme iri taşlarla 2 bin metrekare üzerine kervansaray olarak inşa edilmiştir. 1231 yılında yapılan han birkaç yıl önce onarılmış ve bugün restoran ve alışveriş merkezi olarak kullanılmaktadır. Kervansarayın nöbetçi kulübesi günümüzde de özelliğini korumaktadır. Kervansarayın ikinci kapısı, yolcuların kalacağı mekanlara açılır. Uzun bir koridorun iki yanında odacıklar bulunur. Kervansarayın içinde çeşme, mescit ve hamam vardır. Yapının onarımı sırasında ortaya çıkan taş ustaların imzaları da dikkat çekicidir. Alaaddin Keykubat, Alanya’daki kitabelerde kendisini “Kara ve iki denizin sultanı, Arap ve Acem ülkesinin sahibi” olarak nitelerken, Alarahan’daki kitabesinde “Rum, Şam, Ermeni ve Frenk memleketlerinin fatihi” ünvanını da almıştır. Alarahan’a giriş ücretlidir. Handaki restoranın yanı sıra Alara Çayı’nın kenarındaki küçük kır lokantalarında da yemek yenilebilir ve servis yapılıncaya kadar çayda yüzülebilir.

Gezebileceğiniz Tarihi Yerler-5

ALARA KALESİ

Alara Kalesi, Alanya’nın 37 kilometre batısında, denizden 9 kilometre içeride Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından 1232 yılında yaptırılmıştır. İpekyolu üzerindeki kalenin işlevi, Alara Çayı kenarındaki handa mola veren kervanların güvenliğini sağlamaktır. Kale 200 metreden 500 metreye kadar çıkan sarp bir tepe üzerinde kurulmuştur. Görkemli bir görüntüsü vardır. Dış ve iç kale olarak iki kısımdır. 120 basamaklı karanlık bir dehlizden kalenin içine girilir. Ören yeri olarak düzenlenerek ziyarete açılmadığı için yaban otları ve yıkıntılara dikkat etmek gerekir. Kalenin içinde kayalar oyularak tüneller yapılmıştır. Kalıntılar arasında küçük bir saray, kale görevlilerinin odaları, cami ve hamam vardır. Surları ve patikaları izleyerek Alara Kalesi’nin zirvesine çıkmak isteyenlerin en az bir saatlik tırmanışı göze almaları ve buna göre donanımlı olmaları gerekir. Zirvedeki manzara ise yorgunluğa değecektir

Görebileceğiniz Mağralar

DAMLATAŞ MAĞARASI

Damlataş Mağarası, 1948 yılında liman inşaatında kullanılacak taş için ocak açılması sırasında bulunmuştur.. Mağara, tarihi yarımadanın batı kıyısındadır. Mağaranın giriş kısmında 50 metrelik bir geçit vardır. Yüksekliği 15 metreyi bulan geçitten sonra silindirik bir boşluğa gelinir. Buradan mağaranın tabanına inilir. Yarı kriztalize kalker içinde bulunan mağaranın sarkıt ve dikitleri 15 bin yılda oluşmuştur. Mağaraya, sarkıtlardan damlamaya devam eden su damlaları nedeniyle Damlataş adı verilmiştir. Mağara, büyüleyici güzelliğinin yanı sıra astım hastalarına iyi gelen havasıyla da ünlüdür. Doktor kontrolünde mağarada belli bir süre oturarak 21 günlük tedavi kürü uygulayan hastalar vardır. Mağaranın havası yaz kış değişmez; sıcaklık 22 santigrat derece, rutubet yüzde 95, sabit basınç 760 mm’dir. Mağaranın havasında yüzde 71 azot, yüzde 20.5 oksijen, onbinde 2,5 karbondioksit ve bir miktar radyoaktivite ile iyonlar bulunmaktadır. Mağaraya giriş ücretlidir. Çevresinde küçük bir çarşı vardır, önü ise plajdır.

DİM MAĞARASI

Alanya’nın 12 kilometre doğusunda, 1.649 metre yüksekliğindeki Cebel-i Reis dağının yamacındadır. Mağaranın denizden yüksekliği 232 metredir. 1998 yılında ziyarete açılmıştır, Türkiye’nin ziyarete açılan ikinci büyük mağarasıdır. 1 milyon yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir. İki ayrı koldan dağın içinde ilerleyen mağaranın kollarından biri 50 diğeri 360 metredir. Sarkıt ve dikitlerden oluşan mağaranın dip kısmında küçük bir göl vardır. Merdivenlerle inilip çıkılan mağaranın içindeki ortam fantastik film dekorlarını andırmaktadır. Mağara gezisinden sonra yamaçtan yürüyerek aşağıdaki Dim Çayı vadisine gidilebilir. Aynı şekilde Dim Çayı kenarındaki piknik yerlerinden de mağaraya tırmanma yürüyüşü yapılabilir. Mağaranın bulunduğu yamaçtan Alanya Kalesi’nin panoramik görüntüsü vardır. Mağaraya, kent merkezinden dolmuş seferleri yapmaktadır. Giriş ücretlidir.

AŞIKLAR MAĞARASI

Tarihi yarımadanın, denize yakın yamacında iki girişli bir mağaradır. Cilvarda burnuna doğru teknenin kayalıklara yanaşmasından sonra kayalara tırmanılarak çıkılır. Birkaç adımda mağaranın alçak girişine gelinir. 75 metre uzunluğundadır. Alçak tavanı nedeniyle mağaranın içinde zaman zaman eğilerek yürünür. Mağaranın, Damlataş tarafındaki ağzı, denizden sekiz metre kadar yüksektedir ve buradan denize atlanır. Bu sırada tekne Cilvarda burnunu dönüp gelmiş olur ve mağaradan atlayanları denizden toplayıp yoluna devam eder. Ancak denize atlamaktan son anda vazgeçenler olabilir. Fakat kayalıklara tutunarak aşağıya inmek çok daha zordur. Yapılacak iş burnunu tıkayıp kuvvetli bir çığlık eşliğinde çivileme atlayış yapmaktır. Söylenceye göre antik çağın korsanları bu mağarada ganimetlerini ve esir kızları saklamıştır. Mağaranın Aşıklar adını kimseye görünmeden baş başa kalmak isteyen aşıklardan aldığı sanılmaktadır.

FOSFORLU MAĞARASI

Tarihi yarımadanın Damlataş tarafındaki yamacında bir deniz mağarasıdır. Küçük tekneler mağaranın içine girebilir. Mağaranın jeolojik yapısından kaynaklanan zemini, geceleri ay ışığının yansıması nedeniyle fosfor gibi parlamaktadır. Parıltı gündüzleri de fark edilmektedir. Gezi tekneleri, Fosforlu Mağara’nın önünde de kısa yüzme molaları vermektedir.

KORSANLAR MAĞARASI

Alanya Kalesi’nin bulunduğu tarihi yarımadanın altında bir deniz mağarasıdır. Teknelerle gidilir. Yarımada çevresindeki tekne turlarında ilk mağaradır. 10 metre genişliğinde ve altı metre yüksekliğinde ağzı vardır. Küçük teknelerle mağaranın içine girilebilir. Tekne gezisi sırasında yüzerek de mağaraya girilir. Bir söylenceye göre mağaranın içinden kaleye çıkan gizli bir yol vardır ve antik çağın korsanları ganimetlerini bu yoldan yukarı çıkarır. Deniz dibindeki kayaların görüntüsü, mağaraya ayrı bir gizem katmaktadır.

KADIİNİ MAĞARASI

Alanya’nın 15 kilometre kuzeydoğusunda Çatak mevkiindedir. Kent merkezindeki Damlataş mağarasından üç kat büyük sarkıt ve dikitleri vardır. 1957 yılında uzmanların mağarada yaptıkları araştırma sırasında insan iskeleti ve fosil kalıntıları bulunmuştur. Kalıntıların 20 bin öncesine ait olduğu saptanmış ve Alanya’daki ilk yerleşimin burada olduğu belirlenmiştir. Mağaranın bulunduğu bölgede piknik alanları vardır. Mağara henüz ziyarete açılmamıştır.

HASBAHÇE MAĞARASI

Kent merkezine dört kilometre uzakta Hasbahçe Mahallesi’nde İnişdibi mevkiindedir. Damlataş Mağarası’ndan dört kat kadar daha büyüktür. Henüz ziyarete açılmadığı gibi oluşumu hakkında da bilimsel bir çalışma yapılmamıştır. İçindeki havanın serinliği nedeniyle bir dönem narenciye ürünleri depolamak için kullanılan mağara gezenlerin anlatımına göre sarkıt ve dikitlerle süslüdür.